Bu başlık altında Cenevre dışındaki Avrupa ülkelerine yaptığım gezi notlarını bulabilirsiniz.

  • Almanya
  • Estonya
  • Finlandiya
  • Fransa
  • İspanya
  • İsveç
  • İsviçre
  • İtalya
  • Monako
  • Norveç
  • Portekiz
  • San Marino
  • Slovenya
  • Yunanistan




ALMANYA

  • Schloss Neuschawanstein ya da Uyuyan Güzel'in Şatosu (Ağustos 2015)  Disneyland’ın simgesi Uyuyan Güzel’in Şatosu’nun Almanya-Avusturya sınırındaki Neuschwanstein Şatosu örnek alınarak yapıldığını biliyor muydunuz? Aslında doğruyu söylemek gerekirse ben pek benzetemedim iki şatoyu birbirine. Ama Almanya’daki şatodan yola çıkarak tasarlamışlar Disneyland’dakini. Münih ziyaretimizden sonra arabayla İtalya’ya doğru dönerken yolda bu şatoya da uğrayalım dedik. Ama giderken yolda işler biraz karıştı ve sonunda...  Devamı için tıklayınız...
  • Münih'in Orta Yerinde Sörf (Ağustos 2015) Reischenbah Şelalelerinden sonraki durağımız Münih’ti. Elbette gönül isterdi ki bir Oktoberfest zamanı gidelim, ancak denek gelemedik. Şimdi gitmek hiç gitmemekten iyidir deyip yollara düştük. Meringen – Münih arası arabayla yaklaşık 2,5 saat sürüyor. Biz yine bir konferans için Almanya’da bulunduğumuzdan şehrin merkezine trenle 20-25 dakika mesafedeki İbis Budget’de konakladık. Ancak şehir merkezinde, ya da daha yakınında uygun fiyatı başka.... Devamını Okumak içinTıklayınız...
  • Almanya'nın Öğrenci Şehri : Leipzig (Ocak 2015) ERASMUS’dayken Almanya’da ziyaret ettiğim ikinci şehir Leipzig idi. Aslında Leipzig’in haritadaki konumu da dahil olmak üzere, şehir hakkında hiçbir fikrim yoktu; taa ki birkaç Alman arkadaşım beni davet edene kadar. Böylece giderken Berlin’de duraklamış, sonra da arkadaşlarımın yanına gitmek üzere Leipzig’e geçmiştim. Leipzig isminin kökeni “Lipsk”ten geliyormuş ve “ıhlamur ağaçlarının bulunduğu yer” demekmiş. Burada doğmuş olan ve Leipzig... Devamını Okumak içinTıklayınız...
  • Hüzünlü Bir Şehir : Berlin (Ocak 2015) Berlin gerçekten de içerisinde pek çok Türk’ün yaşadığı, belki de Avrupa’nın en önemli ve büyük başkentlerinden biri. Öyle ki havalimanına inince kendinizi İstanbul’a inmiş gibi hissediyorsunuz, her köşede birleri Türkçe konuşuyor. Havalimanından çıktıktan sonra da durum farklı değil, bir kaç metre yürüdükten sonra sağdan soldan bangır bangır Serdar Ortaç çalarak geçen arabalarla irkiliyorsunuz. Almanlarda duruma alışmış. Benim birlikte kaldığım..Devamını Okumak içinTıklayınız...
  • Kolonyanın Merkezi Köln (Temmuz 2014) Almanya’daki son durağımız Köln idi. Heidelberg - Köln arası yaklaşık 3,5 saat sürüyor. Biz öncelikle Bonn’a gidip orada bir gece kalmış, ertesi sabah da Köln’e geçmiştik. Köln - Bonn arası sadece 25 dakika sürüyor trenle. Köln Almanya’nın dördüncü en büyük şehri. Tur otobüsünde dinlediğimize göre şehirdeki en kalabalık yabancı nüfus Türkler. Şehrin simgesi ve her yerde bulabileceğiniz ürün ise “kolonya”. Fransızca Eau de Cologne ve Türkçe’ye... Devamını Okumak içinTıklayınız...
  • Eski Başkent Bonn'a Ziyaret (Temmuz 2014) Almanya’daki dördüncü durağımız Bonn idi. Almanya’nın en eski yerleşim yerleri arasında bulunan Bonn, aynı zamanda eski başkentlerden. Bunun da getirdiği bir şey olsa gerek, şehir de bir ağırlık hakimdi. Gerçi bizim Ankara kadar kapalı ve basık gelmedi bana, ancak devlet eli değdiği biraz belli oluyor. Neyse ki şehrin içinden geçen Ren Nehri insanı biraz kendine getiriyor. ... Devamını Okumak içinTıklayınız... 
  • Stuttgart'a Gittik, Gözleme Yedik Döndük (Temmuz 2014) Heidelberg’den ulaşımı rahat olan bir diğer nokta ise Stuttgart idi. İki şehir arası trenle sadece 45dakika sürüyor. Tek problem, Stuttgart’da ne yapacağınızı bilememek. Aslında sonradan (ilk vardığımızda büro kapalıydı) turist bürosundan aldığımız planda şehrin yakınlarında pek güzel yerler olduğunu gördük, ancak bizim oralara gidebilecek kadar vaktimiz yoktu. Öte yandan şehir genel olarak sanayi üzerine kurulu olduğundan gezebileceğiniz... Devamını Okumak içinTıklayınız...
  • Heidelberg'de Bir Ay (Temmuz 2014) Bu seferlik Heidelberg’den merhabalar. Eşimin işi sebebiyle yaklaşık olarak 3 haftadır buralardayız. İş sebebiyle gelince pek fazla yer gezmeye vakit olamasa da sizlerle deneyimlediklerimi paylaşmak istedim. ... Devamını Okumak içinTıklayınız...


ESTONYA


  • Estonya’nın Orta Çağ’dan Fırlamış Başkenti: Tallinn / Ağustos 2016 Evet, sonunda biz de her Helskinkili (ya da Helsinki’den geçen turist) gibi yolumuzu Tallinn’e düşürdük. Neden böyle söylüyorum, çünkü yolunuz bir gün Helsinki’ye düşerse her tur rehberinin “Helsinki’de yapılması gerekenler” kısmının ilk 3’ünde “Tallinn’e gidin” yer aldığını göreceksiniz (neyse ki Tallinn’de de durum tam tersiymiş gidince gördüm :) ). Peki Tallinn’e nasıl gidilir, neden gidilir? Öncelikle nasıl gidilirle başlayalım… 1.3... Devamı için tıklayınız...


FİNLANDİYA


  • Finlandiya hakkındaki yazılarıma yukarıdaki barda bulunan "Finlandiya" başlığından ulaşabilirsiniz.

FRANSA

  • Nice’de Karnaval Coşkusu, Monako’da Asalet/ Ağustos 2016 Marsilya’da geçirdiğim yaklaşık 1 aylık sürede Nice’e ve Monako’ya da gitme imkânım oldu. Marsilya’dan Nice’e özel arabayla gitmek en 2 – 2,5 saat sürüyor (198 km), tren 2,5 – 3 saat, keza otobüs de en az 3 saat sürüyor. Biz rahat olacağını düşünerek trenle yolculuk ettik. Tren ara ara sahil şeridinden gidiyor, meşhur film festivalinin yapıldığı Cannes’dan da geçiyor, böylece hoş manzaralarla karşılaşabiliyorsunuz.... Devamı için tıklayınız...
  • Marsilya'da 1 Ay / Ağustos 2016 Aslında bu yazıyı çok daha önce kaleme almam gerekiyordu; ama almamışım. Marsilya, Nice ve Monako üzerine yazmadığımı da geçenler de bana gelen bir soru üzerine fark ettim. O yüzden daha geç olmadan iki bölüme ayırıp bu gezimi de sizlerle paylaşmaya karar verdim. Yazının ilk bölümü başlıktan da anlaşılacağı üzere Marsilya’yı kapsıyor. Bundan sanıyorum 4 yıl kadar önce eşimin işi sebebiyle 1 aylığına Marsilya’da yanında kaldım. Bu süre zarfında 2-3... Devamı için tıklayınız...
  • Aulps Manastırı, Şeytan Köprüsü Vadisi ve Mines d'Or Gölü (Kasım 2015) “Keçileri Kaçırmış Bir Köy: Les Lindarets” ve “Montriond kasabası, Montriond Gölü ve Ardent Şelalesi” başlıklı yazılarım devamı olan bu yazımda Haut-Savoie bölgesine yapığımız hafta sonu turunun ikinci gününü ele alacağım. İkinci gün olabildiğince erken kalkıp çadırımızı topladık, kamptan çıkışımızı yapıp Şeytan Köprüsü Vadisi’ne ilerledik. Fransızca ismi Gorges du pont du diable olan bu vadi için aslında bir obruk diyebiliriz. Şeytan Köprüsü (Pont...Devamını Okumak içinTıklayınız...
  • Montriond kasabası, Montriond Gölü ve Ardent Şelalesi (Kasım 2015) “Keçileri Kaçırmış Bir Köy: Les Lindarets” yazımda bahsettiğim üzere Cenevre’den ayrılmadan önce çevrede görmek istediğimiz birkaç doğal güzelliği daha ziyaret etmeye karar verdik. Gerçekten de Leman Gölü ve çevresinde, Fransa tarafında, Mont-Blanc’a doğru uzanan tepelerde görülecek çok şey var. Hepsini gezmeye sanırım insanın ömrü yetmez :) Yine de bir hafta sonu kaçamağı yapıp dolaşmak oldukça güzel. Biz de Lindarets yazımda belirttiğim üzere,... Devamını Okumak içinTıklayınız...
  • Keçileri Kaçırmış Bir Köy: Les Lindarets (Kasım 2015) Cenevre’den ayrılmadan önce hep gidip görmek istediğimiz, ancak fırsat bulamadığımız yerleri gezmeye çalıştık. Bunlardan biri de Keçili Köy, ya da asıl ismiyle Les Lindarets köyü idi. 1467 metrede konuşlanmış bu köy Cenevre’ye arabayla sadece 1 saat 45 dakika mesafede. Özellikle çocuklu ailelerin çok seveceğini düşündüğüm bu köy tam bir keçi cenneti. Etraf, besleyebileceğiniz ya da masaların üzerindeki tuz kalıplarını yalamakta olan keçilerle... Devamını Okumak içinTıklayınız...
  • Fransa’nın En Büyük Doğal Buzul Gölü : Bourget (Ekim 2014) Geçen hafta havaların güzel gitmesini de fırsat bilip Cenevre’ye arabayla 1 saat mesafedeki Bourget Gölü’ne (Lac du Bourget) gittik. Bourget Gölü tamamı Fransa sınırları içinde kalan ve başlangıcı buzul olan en büyük doğal göl. Leman Gölü Bourget’den daha büyük ancak tamamı Fransa’da kalmadığı için en büyük olamıyor. 44,5 kilometre karelik bu gölün en derin noktası 145metreymiş. Nitekim gölün derinliklerinde vakti zamanında düşen nazi uçakları... Devamını Okumak içinTıklayınız...
  • Strasbourg'da Müzik Festivalinin Ortasına Düşmek (Temmuz 2014) Heidelberg’deki bir ayımız süresince, çevredeki yakın şehirleri gezmeye karar verdik. Bunlardan ilki Strazburg idi. Strazburg her ne kadar bir Fransa şehri de olsa tam sınırda bulunduğundan Heidelberg’den trenle yaklaşık olarak 2,5 saatte şehre ulaşmak mümkün. Her yolculukta olduğu gibi eğer biletinizi erkenden alırsanız 19euro gibi düşük fiyatlara seyahat etmemeniz için bir sebep yok. Tabii saatlerinizin esnek olması bir avantaj, böylelikle... Devamını Okumak içinTıklayınız...
  • Black Sabbath Peşinde Paris Yollarına Düşmek (Aralık 2013) Black Sabbath benim için hep "ah keşke biraz daha erken doğsaydım da dünya gözüyle bir seyretseydim" dediğim bir gruptu. Tabii dünya gözüyle seyredebilmek için diğer etken Avrupa ya da Amerika'da doğmuş olmaktı. Fark ettiyseniz grubun dağılışlarından ve 2013 öncesi son albümlerinin -'95 tarihini gösterdiğinden bahsetmiyorum bile... Kısacası Black Sabbath hakkında sürekli bir 'di'li geçmiş zaman kullanma halindeydim, taa ki son albümleri 13'ün... Devamını Okumak içinTıklayınız...
  • Annemasse'da Alışveriş Yapmak (Kasım 2013) Annemasse, ERASMUS süreci boyunca İsviçre dışında gezmeye gittiğim ilk şehirdi. Aslında pek de şehir diyebileceğimiz büyüklükte bir yer değildi. Köy diyebiliriz. Fransa İsviçre’ye göre daha ucuz olduğu için Annemasse’a alışverişe giden ya da Annemasse’da oturup Cenevre’ye çalışmaya gelen pek çok kişi var. Ben de Alman arkadaşlarımla birlikte bir cumartesi günü alışveriş ve gezme amaçlı Annemasse’a gittim; ancak Annemasse'a varın... Devamını Okumak içinTıklayınız...
  • Lyon'da Işık Festivali (Fêtes des Lumières) (Aralık 2012) Bu yıl -sonunda-, uzun zamandır gitmek istediğim Lyon'daki Işık Festivali'ne katıldım. Bu sene 6 - 9 aralık tarihleri arasında düzenlenen Fêtes des Lumières'in tarihi 1850'li yıllara kadar uzanıyor. Yer yıl düzenlenen bu görsel şölene Avrupa'nın ve dünyanın çeşitli yerlerinden pek çok insan akın ediyor. İlgi yoğunluğuna en güzel örnek şüphesiz ki otellerdeki doluluk oranları olacaktır. Festivalin başlamasına 1,5 aydan daha uzun bir süre.. Devamını Okumak içinTıklayınız...
  • Le Havre - Etretat - Fécamp (Haziran 2012) Hazır Paris'e kadar çıkmışken, bir de Normandiya taraflarına uğrayalım dedik. Böylelikle Le Havre, Etretat ve Fécamp'da toplam 3 gün geçirmiş olduk. Açıkcası Paris'den Le Havre'a doğru yola çıktığımız zaman bizi ne beklediği hakkında pek de fikrimiz yoktu. 9 yıl önce bir Saint Malo macerası yaşamıştım... Devamını Okumak içinTıklayınız...
  • Ayrıntılarla Paris (Haziran 2012) Mesela ne yaptım? Gittim Notre Dame'ın tepesine çıktım, bahçelerde daha çok vakit geçirdim, Napoleon'un mezarını ziyaret ettim, kuşları fotoğrafladım. Belki aynı yerleri aynı açılardan çektim, ama bu sefer fotoğrafları yeşille renklendirdim. Biraz daha sempatik gözüktü Paris gözüme, her köşe başında beni Paris yerlisi sanıp yol yordam soran turistler sayesinde daha fazla kendimi aşina hissettim şehre. Ama yine de koysalar beni bu şehre... Devamını Okumak içinTıklayınız...
  • Bir Ortaçağ Kasabası Yvoire (Şubat 2012) Geçen gün Dondurucu Soğukta Montreux, Chillon, Yvoire başlıklı yazımı kaleme alırken fark ettim ki Yvoire’a yaptığım ilk gezi hakkında bir yazı yayımlamamışım. Düşündüm ki, dondurucu soğuk, kar ve buz altındayken pek cazip gözükmeyen bu ortaçağ kasabasına gaddarca davranmamalı ve hava güzelken ne kadar hoş bir yer olduğunu da paylaşmaşmalı. Bu amaçla, aklımda kaldığı kadarıyla Nisan 2009’da ESN grubu tarafından düzenlenen geziyi sizlere aktaracağım. Yvoire, Leman Gölü’nün Fransa tarafında kalıyor. Yani bir Fransız... Devamını Okumak içinTıklayınız...
  • Dondurucu Soğuta Montreux, Chillon, Yvoire (Şubat 2012) Geçen gün Dondurucu Soğukta Montreux, Chillon, Yvoire başlıklı yazımı kaleme alırken fark ettim ki Yvoire’a yaptığım ilk gezi hakkında bir yazı yayımlamamışım. Düşündüm ki, dondurucu soğuk, kar ve buz altındayken pek cazip gözükmeyen bu ortaçağ kasabasına gaddarca davranmamalı ve hava güzelken ne kadar hoş bir yer olduğunu da paylaşmaşmalı. Bu amaçla, aklımda kaldığı kadarıyla Nisan 2009’da ESN grubu tarafından düzenlenen geziyi sizlere aktaracağım. Yvoire, Leman Gölü’nün Fransa tarafında kalıyor. Yani bir Fransız... Devamını Okumak içinTıklayınız...
  • Paris Güncesi (Ocak 2010) Bu sene bir değişiklik yapıp, hazır yol yakından Cenevre'den, yılbaşını Paris'de geçirmeye karar verdim. Paris'de kaldığım 10gün oldukça yorucu; fakat bir o kadar da eğlenceli idi. İstanbul'dan gelen bir arkadaşımın da bana katılmasıyla çok zevkli ve kültürel açıdan çok zengin günler geçirdim. Gezdiğim yerleri başlıklar halinde fotoğraflarla beraber tanıtayım diyeceğim; ama zaten Paris'de olup da bilinmeyen pek yer yoktur :) Artık bakalım,.. Devamını Okumak içinTıklayınız...

İSPANYA

  • Geç Kalmış bir Madrid ve Toledo Yazısı (Eylül 2015) Lizbonyazımda da belirttiğim üzere, Lizbon’dansonraki durağımız Madrid olmuştu. Lizbon’danyaklaşık olarak 1saat uçuş mesafesinde olan Madrid’e varmak kolay oldu. İlk gün için yapabileceğimiz fazla bir şey yoktu. Otelimizi bulup, çevrede biraz tur attık. Ulaşım sistemini kavramaya çalıştık. Madrid’in metro sistemi gerçekten de çok gelişmiş. Hemen her köşeye metro ile anında varmak mümkün; tabii ki grev yoksa (Yazımın sonunda bu imalı cümleyi... Devamını Okumak için Tıklayınız...
  • Gaudi'yi Yaşamak : Barcelona (Ağustos 2014) Hem Benasque’ye hem de Sitges’e gitmek için inmemiz gereken en ideal yer Barselona havalimanıydı. Cenevre - Barselona arası uçakla yaklaşık olarak 1,5 saat sürüyor. Normalde ucuz olduğu için bilet seçimimizi EasyJet’den yana kullanıyoruz, ancak bu sefer ne hikmetse Swiss’in biletleri ucuz havayollarının biletleri dışında oldukça ekonomik kalmıştı. Böylelikle hem bagaj parası derdimiz olmaz, hem de biraz daha konforlu uçarız düşüncesiyle Swiss’den... Devamını Okumak için Tıklayınız...
  • İspanya Pireneleri'ne Yolculuk : Benasque (Ağustos 2014) Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi Sitges’den sonra bir seminer için İspanya Pireneleri’nde bulunan Benasque’nin yolunu tuttuk. Cenevre’den Benasque’ye en uygun ulaşım uçak + otobüs gibi gözüküyor. Cenevre’den Barselona’ya direkt uçuş 1 saat 25 dakika, oradan da otobüsle Benasque’ye ulaşmak yaklaşık 5,5 saat sürüyor. Tabii ki otobüs saatlerini kontrol etmekte fayda var. Ayrıca yol üzerinde bulunan Barbastro’da aktarma yapmak gerekiyor.... Devamını Okumak için Tıklayınız...
  • İspanya Kıyılarında Sakin Bir Tatil Beldesi : Sitges (Ağustos 2014) Bu yaz, bir seminer için İspanya Pireneleri’nde bulunan Benasque kasabası için yollara düştük. Cenevre’den Benasque’ye gitmek için en uygun rota (eğer arabanız yoksa veya varsa bile 11 saat direksiyon sallamak istemiyorsanız) uçakla Barselona’ya gidip, oradan da otobüs vasıtasıyla Benasque’ye geçmek. Otobüs yolculuğu yaklaşık 5 - 5,5 saat sürüyor. Arada bir defa da otobüsü değiştirmeniz gerekiyor. Uçak - otobüs saatleri ucu ucuna birbirini tuttuğundan... Devamını Okumak için Tıklayınız...


İSVEÇ

  • Kuzeyin Soğuğunu Yansıtmayan Şehir: Stockholm (Mayıs 2016) Geçtiğimiz günlerde birkaç günlüğüne Stockholm’de bulunma imkanımız oldu. İyi ki de olmuş, şansımıza hava da güzeldi ve gerçekten keyif alarak gezdiğimiz bir şehir oldu. Helsinki’den Stockholm’e Nasıl Gidilir? Helsinki – Stockholm arasında sanıyorum Finnair, SAS ve Norwegian uçuyor. Ayrıca dilerseniz öğleden sonra binip, ertesi gün inebileceğiniz gemi seferleri de mevcut. Biz en uygun bileti Norwegian’da bulduğumuz için onunla uçtuk. Low-cost... Devamı için tıklayınız...

İSVİÇRE

Aşağıdaki listeden İsviçre ile ilgili yazılarıma ulaşabilirsiniz. Cenevre ile ilgili kayıtlarıma bu sayfa altından değil, "Cenevre" başlıklı sayfa vasıtasıyla ulaşabilirsiniz.


  • İsviçre'nin Yemek Kültürü / Mayıs 2017 İsviçre deyince aklımıza gelen lezzetlerin başında elbette çikolata var. Fondüyü de unutmamak gerek :) Peki İsviçre'ye özgü yiyecek ve içeceklerin ne kadarını biliyorsunuz? Raclette? Caraque? Fondünün ne gibi çeşitleri vardır... Devamı için tıklayınız... 
  • İsviçre'de Dil Eğitimi Almak / Mayıs 2017  Fransızca, Almanca, İtalyanca, İngilizce hatta Romanş dillerinden birini ya da birden fazlasını öğrenmeye karar verdiniz, o halde İsviçre doğru tercih :) Peki neden Fransa, Almanya, İtalya ya da İngiltere değil de İsviçre... Devamı için tıklayınız... 
  • İsviçre'nin Pek Bilinmeyen Durakları / Kasım 2016 Kasım başında Teori Eğitim için yazdığım İsviçre makalelerine bir yenisi eklendi (Makaleye ulaşmak için: İsviçre’nin Pek Bilinmeyen Durakları). Bu makalede İsviçre'nin pek de bilinmediğini düşündüğüm gezi duraklarına kısaca değinmeye çalıştım.... Devamı için tıklayınız... 
  • İsviçre'de Öğrenci Olmak (Şubat 2016) Uni Dufour - Cenevre Üniversitesi Hep İsviçre deneyimlerimden bahsediyorum; ancak sanırım şimdiye kadar adam akıllı İsviçre'de öğrencilikle ilgili bir şeyler karalamadım. En azından öğrencilik hayatı nasıldır, harçlar ne kadardır ve bilinen üniversiteleri hangileridir gibi konular hakkında yazmadım sanıyorum. Peki, bakalım bu çikolataları ve peynirleri dışında eğitimiyle de dünyada lider sayılabilecek ülkede öğrencilik nasıl... Devamını okumak için tıklayınız...
  • Reichenbach Şelaleleri ya da Sherlock'a Ağıt (Ağustos 2015) Geçtiğimiz ay Cenevre’den günübirlik Meringen’e, Reichenbach Şelalerini görmeye gittik. Yolculuğumuz arabayla ortalama 2,5 saat sürdü. Trenle gitmek isterseniz sanırım 3,5 saate yakın sürüyor aktarmalar yüzünden. Olur da yolunuz Interlaken’e düşerse, Meringen de aynı bölgede kaldığından girip bi şelaleleri görün derim. Kaynak: Wikipedia Peki bu şelalelerin özelliği ne? (Bu noktadan itibaren Sherlock Holmes’e... Devamını okumak için tıklayınız...
  • İki Günde Lugano, Locarno, Luzern ve Cenevre’ye Dönüş(Ocak 2014) ERAMUS’da kaleme alıp yayınlamadığım yazılarıma İsviçre’nin İtalyanca konuşulan kısmına (Ticino’ya) olan gezilerimle devam ediyorum. Okumanın kolay olması açısından, üç şehrin ismiyle andığım üç bölüme böldüm yazıyı. Bakalım 2010’da Ticino’da durumlar nasılmış :) Lugano Nisan ayının başında İtalya’da geçirdiğim Paskalya tatilimin sonunda, Milano üzerinden dönüşe geçmiştim. Milano’dan sonra sırasıyla Lugano, Locarno ve Luzern güzergahını...Devamını okumak için tıklayınız...
  • Fribourg (Aralık 2014) ERASMUS’da derlediğim, ancak yayınlamadığım yazılarıma devam ediyorum. Bu sefer ki  durağımız Fribourg. Yine 2010’un soğuk bir mart gününde bir arkadaşımla birlikte Fribourg’a gitmeye karar verdik. Her ne kadar 7 mart günü gezmek için pek ideal bir gün olmamasına rağmen güzel bir gün geçirdik. Fribourg - Cenevre arası trenle yaklaşık olarak 1 saat 20 dakika. Fribourg’a vardığımızda saat 11:30-12:00’ye gelmesine rağmen, biraz günlerden pazar...Devamını okumak için tıklayınız...
  • Interlaken’de Bir Gün (Aralık 2014) Aslında Interlaken hakkındaki yazımı ERASMUS’dayken kaleme almıştım. Ancak o zaman yayınlamamışım. Her türlü yararı dokunacağını düşünerekenten, üzerinden 4 yıl geçmiş de olsa yayınlamaya karar verdim. Zaten İsviçre çok da değişken bir ülke değil. Büyük ihtimalle aynı şeylerle karşılaşacaksınız :) Böyle bir iki tane daha yazım var. Onları da ilerleyen günlerde paylaşacağım. 2010 Martında arkadaşlarım Anna&Anna ile günü birlik Interlaken’e....Devamını okumak için tıklayınız...
  • Neuchâtel Kantonu'ndaki Yürüyüş Parkurları (Ekim 2014) Genel harita "Neuchâtel'de Romantik Bir Haftasonu" yazımda belirttiğim üzere aşağıda sizinle Neuchâtel Kantonu'nda bulunan yürüyüş parkurlarını paylaşayacağım. Toplamda 13 parkur var. Numaraların renklerine bakarak zorluk derecelerini anlamak mümkün. Mavi : Kolay Kırmızı: Orta Siyah: Zor Her haritada hem Fransızca, hem Almanca, hem de İngilizce açıklamalar bulunuyor. Ben yine de kısmen özet geçeceğim her resmin üzerine. Resimleri olabildiğince... Devamını okumak için tıklayınız...
  • Neuchâtel'de Romantik Bir Haftasonu (Ekim 2014) Neuchâtel çok romantik bir yer olduğundan değil ama, bize hediye gelen Smartbox paketiyle bir gece iki günlük hoş bir haftasonu geçirmiş olduk. Hem eğlendik, hem rahatladık, hem de bol bol yürüdük. Juralara bakan Neuchâtel Kantonu’nda pek çok yürüyüş parkuru var. Biz kısmi olarak 2 tanesini ziyaret ettik. Bunlar Creux-du-Van ve Areuse yolu idi. Areuse toplamda 7 saatlik bir yol, fakat biz 2 saatlik kısmını yaptık. Creux-du-Van ise 5,5 saatlik... Devamını okumak için tıklayınız...
  • Jura'da Yürüyüş (Haziran 2014) Jura, Fransa - İsviçre sınırında bulunan ve Almanya’ya kadar uzanan bir sıradağ. İsim kökeni Keltçe Jor (Orman) sözcüğünden geliyor. Jura Devri de yine Jura dağlarından geliyor. Nitekim pek çok kişinin bildiği Jurassic Park filminin ismi de bu devirden çıkma (Jurassic Period). Jura’nın en yüksek noktası olan Le Crêt de la Neige 1723 metre. Jura’nın hem Fransa, hem de İsviçre tarafında pek çok kayak pisti, raket ve trekking yolu bulunmakta....Devamını okumak için tıklayınız...
  • Engelberg'de Bir Kayak Macerası (Nisan 2014) Mart ayında bir haftalığına İsviçre’nin Luzern şehrinin yakınlarındaki Engelberg kasabasındaydık. Üniversitenin düzenlediği bir aktivite dolayısıyla bölgede bulunduğumuzdan bu kadar gelmişken eh artık ben de bir kayak işine elimi sokayım dedim. Gerçi sonra biraz pişman olmadım değil. Engelberg’deki ilk günümüzde hava bayağı kapalı olduğundan vaktimizi otelde geçirdik. Zaten kasabaya vardığımızda saat 4’e geliyordu. Cenevre’den Engelberg’e... Devamını okumak için tıklayınız... 
  • Bern (Haziran 2012) Yaklaşık bir ay kadar önce, güzel bir pazar vakti "haydi bugün Bern'e gidelim" dedim. Trene atladık mı alt tarafı 2 - 2,5 saat sürüyordu yolculuk. Bern, herhalde İsviçre'nin en şirin şehirlerinden biri, aynı zamanda da başkenti. Bir başkent için oldukça küçük, ama İsviçre için yeterli büyüklükte. Yaklaşık 124bin kişilik nüfusuyla ülkenin dördüncü büyük şehri. Şehir merkezi Aar nehri ile çevrili olduğu için bir nevi yarımadayı andırıyor. Bern'e gitmek istememdeki en büyük amaç hem ülkenin başkentini görmüş olmak, hem de Einstein'ın evini.... Devamını okumak için tıklayınız...
  • Giétroz’da bir raket macerası  (Şubat 2012) Haftasonu, arkadaşlarımızla birlikte Valais kantonunda bulunan Giétroz’da bir dağ evine kalmaya gittik. Giétroz küçük bir dağ köyü. Ulaşım sırasıyla Martigny ve Finhaut üzerinden Mont Blanc Express vasıtasıyla yapılıyor. Tabii trenden indikten sonra yaklaşık olarak 35-40 dakika yürümeniz... Devamını okumak için tıklayınız...
  • Dondurucu Soğukta Montreux, Chillon, Yvoire  (Şubat 2012) Ocak ortasına kadar “kar yağmadı”, “bu yıl kar yağmayacak galiba Cenevre’ye” dedik durduk; fakat sonunda kötü vurdu. Daha açık konuşmak gerekirse hava oldukça soğuk. Gerçi dünya genelinde de pek farklı değil. İstanbul’da aynı durumdan muzdarip, hatta kar... Devamını okumak için tıklayınız...
  • Basel / Bâle (Aralık 2009) 13 Aralık pazar günü, arkadaşlarımla birlikte bizim için 2009'un son İsviçre içi seyahatini Basel'e (yani Fransıza olarak Bâle'e) gerçekleştirdik. Basel; İsviçre'nin kuzeyinde, Almanca konuşulan bölgede kalıyor. Basel'de gerçekten de Alman etkisi hissediliyor;... Devamını okumak için tıklayınız...
  • Zürih (Aralık 2009) 29 Kasım pazar günü ESN (Eramus Student Network) Genève grubunun düzenlediği Zürih gezisine katıldım. Normalde Cenevre - Zürih arası tek yön, normal tarifeyle 80chf(Yaklaşık 120lira) civarı tutarken; bu organizasyon sayesinde 12chf'e(yaklaşık 18lira) gidiş dönüş bileti satın aldık. Kısacası oldukça kârlı ve güzel bir gün geçirdim :) İki katlı bir trenle yaptığımız yolculuğumuz 3 saat sürdü. Bu süre zarfında, hava biraz... Devamını okumak için tıklayınız...
  • Neuchâtel (Kasım 2009) 21 Kasım günü iki arkadaşımla beraber, bu sefer biraz daha uzağa, Cenvre'den trenle 1saat 15 dakika süren Neuchâtel(Nöşatel)'e bir gezi yaptık. Neuchâtel, İsviçre'nin kuzeyinde, Neuchâtel gölü kıyısında şirin bir şehir. Şehirdeki binalar gerçekten çok hoştu ve şehir tam anlamıyla tarih kokuyordu... Devamını okumak için tıklayınız...
  • Bourru Günü ve Vevey, Chillon, Montreux (Kasım 2009) Bu haftasonu oldukça gezdim diyebilirim. Öncelikle cumartesi günü "journée bourru" etkinliğine katıldım ESN grubuyla birlikte, aktivite Cenevre'ye trenle 15-20dk mesafedeki Gland'da idi. Bu günün özelliği kasabadaki 28tane mahzene günün istediğiniz bir zamanında gidip "bourru" yani... Devamını okumak için tıklayınız...
  • Nyon - İsviçre (Ekim 2009) Salı günü bir değişiklik yapıp Cenevre'ye 15dakika uzaklıktaki Nyon'a gezmeye gittim. Nyon Cenevre arası bilet fiyatı 8.2chf (sadece gidiş) Ama demi-tarif'iniz varsa bu fiyat 4.10chf'e iniyor. Nyon çok şirin ve huzur verici bir kasaba. Oldukça küçük; ancak hareketli bir hayatı var. UEFA'nın merkezi Nyon'da bulunuyor; ancak ziyaret etmedim... Devamını okumak için tıklayınız...
  • Lozan'da Müze Gecesi (Eylül 2009) Yine ufak başlıklar halinde izlenimlerimi anlatmaya devam edeceğim. Ancak şüphesiz ki bloguma yazmayalı gerçekleşen en büyük etkinlik Lozan'daki müze günüydü. Dün (26.09.2009) Lozan'da müze günüydü. Bu etkinlik çerçevesinde öğlen 2den gece 2ye kadar tüm müzeler açık ve hepsini 15lira karşılığında gezebiliyorsunuz. Böyle bir etkinlik varken ESN (Erasmus Student Network) de boş durmadı ve 50-60 kişilik bir öğrenci güruhu ile Lozan'a... Devamını okumak için tıklayınız...



    İTALYA

    • İtalya’nın Liman Şehri Trieste (Haziran 2017) Liman kısmından Trieste'ye bakış  Trieste İtalya’nın neredeyse en kuzey doğu ucunda kalan en büyük ve önemli şehirlerden biri olmasına rağmen konumu itibariyle pek de turist rehberlerine girmeyen bir yer. Aslında Trieste’deki bir üniversiteyi ziyaret etmemiz gerekmese, ben de herhalde “haydi Trieste’ye gidelim” demezdim durduk yerde. SISSA'dan (Trieste'nin önde gelen araştırma enstitülerinden biri) Trieste'ye bakış Trieste, özellikle... Devamı için tıklayınız...
    • Anavatanında Taze Makarna Yapmak (Ocak 2017) Bu yıl İtalya’ya gidişimizde sonunda ailecek oturup taze makarna yapmayı başardık. Uzun zamandır aklımızda olan ancak ya vakit darlığından ya üşengeçlikten bir türlü başına geçemediğimiz taze makarna işi aslında beklediğimden kat be kat olay çıktı. Hem yapması kolay, hem de malzemeleri oldukça rahat bulunabilen malzemelerdi. Taze makarna iki çeşit olabiliyor, ya yumurtalı ya da yumurtasız. Bana yumurtalı biraz fazla ağır geliyor yerken, ayrıca... Devamı için tıklayınız...
    • İtalya’nın Lezzet Şehri Bolonya ve 6 Sırrı (Ocak 2017) Bolonya'nın sembollerinden eğik kuleler Bolonya uzun zamandır ziyaret etmek isteyip de edemediğim bir şehirdi. Neyse ki bu Noel tatilinde günübirlik bir fırsat yaratıp Verona’dan Bolonya’ya gidebildik. Bolonya deyince pek çok İtalyan’ın aklına ya yemek ya da trafik sıkışıklığı geliyor. Bolonya, etli lazanya yapmakta da kullanılan Bolonez/Bolognese Sos ve Torellini gibi pek çok yemeğe ev sahipliği yaparken aynı zamanda da İtalya’nın güneyi... Devamı için tıklayınız...
    • Illasi Şatosuna Farklı Bir Bakış (Aralık 2015) Başlık olarak “Illasi Şatosuna Farklı Bir Bakış” dedim, ancak sanırım blogumda daha önce Illasi ve Illasi Şatosundan bahsetmemiştim. Fırsat bu fırsat, hazır peri masallarındaki gibi fotoğraflarını çekmişken (uzaktan ancak bu kadar oldu) bir de yazı yayımlayayım dedim.....Devamını Okumak için Tıklayınız...
    • Valle delle Sfingi - Sfenks Vadisi (Kasım 2015) Bu yazımda sizlere Verona yakınlarında bulunan Valle delle Sfingi’den (Sfenks Vadisi) bahsetmek istiyorum. Ben bir broşürde fotoğrafını görüp de “Aaa buraya gitmeliyim” dedikten sonra yollara düştük. Arabanız yoksa sanıyorum ulaşmanız biraz güç. Toplu taşıma geçmiyor. Ancak bölgeye tur düzenleyen trekking şirketleri var....Devamını Okumak için Tıklayınız...
    • Milano'ya Gidip Duomo'ya Çıkmak (Eylül 2015) Sanırım Milano, şimdiye kadar İtalya’da gördüğüm şehirler arasında en az hoşuma gideni. Belki Verona’dan Cenevre’ye dönerken hep Milano trafiğinde takılıp kalmamız, belki sanayi şehri olması, belki de çok fazla çarpık abidik gubidik mimari yapıyla donatılmış olması buna etkendir. Yine de görülmesi gerek diye düşünüyorum. Sırf gar binası ve Duomo için listeye eklenebilir :) Alışveriş çılgınları içinse pek bir şey söyleyemeyeceğim. Bence İstanbul’da....Devamını Okumak için Tıklayınız...
    • Verona'da Mehtaplı bir Gecede Carmen Operasını İzlemek (Eylül 2015) Verona yazımı kaleme aldıktan sonra aklıma Verona’nın Arena’sında gittiğimiz opera geldi. Sanırım tarihi doku içerisinde yaşadığım ilk gerçek opera deneyimi bu oldu. Gittiğimiz opera Carmen idi. Oldukça hoş olmasına rağmen yaklaşık 4,5 saat sürüyordu ve itiraf etmeliyim ki, bunaltıcı bir yaz akşamında gittiğimizden, taşta oturmaktan bir taraflarımız yamyassı olduğundan operanın sonunu getiremeden çıkmak zorunda kaldık. Tabii bu biraz... Devamını Okumak için Tıklayınız....
    • Romeo ve Juliet'in Şehri Verona (Eylül 2015) Nasıl olmuş da Verona yazımı hazırladığım halde yayımlamak için bir köşede unutup gitmişim anlamadım. Geç olsun güç olmasın diyeyim ve Verona hakkında yazdıklarımı paylaşayım :) Verona, İtalya’nın kuzeyinde bulunan mütevazı bir şehir. Aslında pek çoklarının bildiği üzere şehrin ismi pek çok kez Romeo ve Juliet ile anılır; çünkü Shekspeare’in Romeo ve Juliet’i Verona’da geçer. Her ne kadar hikâyedeki karakterler geçeğe dayansa da, günümüzde...Devamını Okumak için Tıklayınız...
    • Buz Adam Ötzi'nin Ayak İzlerinin Peşinde (Eylül 2015) Münih dönüşü Neuschwanst Şatosunda Uyuyan Güzel’i anıp, Resia Gölü’ndeki çan kulesinin sırrını çözdükten sonra Verona’ya doğru ilerlerken karşımıza Ötz kasabasının tabelası çıktı ve birden “Bir dakika, şu 1990’larda bulunan meşhur Buz Adam buralarda bir yerlerde olmalı” dedik. Ne yazık ki kendisi Ötz’de değildi ama Bolzano’nun merkezindeki arkeoloji müzesindeydi. Ötzi günümüzden 5300 yıl önce yaşamış ve doğal şartlarda...Devamını Okumak için Tıklayınız...
    • Gölün Ortasındaki Çan Kulesinin Sırrı (Ağustos 2015) Münih ve Neuschwanst Şatosu maceramızdan sonra Avusturya’yı kat ederek (çok da uzun bir mesafe değildi zaten, Şato’dan İtalya’ya inmek yaklaşık 2,5-3 saat sürüyor; ama elbette trafik vardı, elbette abartısız tam 2 saat kıpırdamadan kaldık o trafiğin içinde) tam da İtalya Avusturya sınırında bulunan Resia’ya geldik....Devamını Okumak için Tıklayınız...
    • Padova'ya Hızlı Bir Bakış (Aralık 2013) Aslını söylemek gerekirse, Padova özellikle gezmeyi düşündüğüm bir yer değildi. Taa ki 2010 yılında ERASMUS serüvenim sırasında İtalyan bir arkadaşımın yanında konuk olarak İtalya'ya gidene kadar. Aslında samimi olmak gerekirse Padova'nın varlığından bile haberdar değildim. Ama işte güzel yerleri keşfetmenizi sağlayan bölgeyi bilen arkadaşlar oluyor sanırım. Bizi evinde misafir eden arkadaşım Padova Üniversitesi’nde fizik mastırı yapmaktaydı.... Devamını Okumak için Tıklayınız...
    • Venedik Sokaklarında Kaybolmak (Kasım 2013) Venedik'i ilk defa 2010'da ERASMUS yaptığım sırada ziyaret etme imkanım olmuştu. Ben trenle gitmiştim, fakat uçakla Venedik havaalanına inmek de başlı başına başka bir deneyim. Ola ki uçakla Venedik'e gidiyor, ya da uçakla dönüş yapacaksanız mutlaka pencere kenarını ayarlayın :) Herhalde Venedik şimdiye kadar en çok eğlendiğim şehir olmuştur. Labirent gibi sokaklarını elinizde harita ile gezmek oldukça zevkli. En başlarda yol bulmak oldukça... Devamını Okumak için Tıklayınız...
    • İtalya'da Cadılar Bayramı Kutlamak (Kasım 2013) Peki ben ne yaptim bu bayramda? Cadilar Bayrami çikolatasini mideye indirdim... Aslında ayın 1'inden beri bu yazıyı kaleme almak istiyordum, fakat ancak zaman bulabildim. Cadılar Bayramı, nam-ı diğer Halloween, Türkiye'de yeni yeni arkadaş ortamlarında ya da çeşitli partilerle kutlanan bir eğlence. İşin 'şeker mi şaka mı kısmı' Amerika'ya uzanıyor, o yüzden Cadılar Bayramı'nı sadece Amerikan vari bir kutlama olarak düşünmüşümdür hep. Ta... Devamını Okumak için Tıklayınız...
    • Vieste - Peschici Arası Bir Haftalık Dinlence (Ağustos 2013) Geçen yaz Türkiye kıyılarına indiğimiz için bu yaz da İtalya kıyılarına bakalım dedik ve temmuz ayında Puglia tarafına inmeye karar verdik. Puglia İtalyanca'da 'Topuk' anlamına geliyor. Yalnız biz, her ne kadar Puglia'ya gitmiş olsak da Çizme'nin tam topuk kısmı değil de 'mahmuz' kısmında yer alan Vieste yakınlarında idik. Başka bir değişle topuğun ucuna daha epeyce yol vardı. Vieste - Verona arası arabayla 8 saat sürdü. Yolun 500km'sinin... Devamını Okumak için Tıklayınız...
    • Floransa Üzerine Kısa Bir Yazı (Ağustos 2013) İtalya'da en çok görmek istediğim yerlerin başında Floransa (ya da İtalyanca ismiyle 'Firenze') geliyordu. Nitekim bu emelime paskalya zamanı ulaştım. Her ne kadar Floransa pek büyük bir şehir olmasa da eğer adam akıllı gezmek ve her müzeye girip çıkmak istiyorsanız 2 tam gün ayırmanız lazım. Biz günübirlik gittiğimiz için görmek istediğimiz her yeri göremedik. O yüzden de 'Floransa üzerine küçük bir yazı' dedim başlığa, kısmet olursa ilerde...  Devamını Okumak için Tıklayınız...
    • Tüm Yollar Roma'ya Çıkar (Ağustos 2012) Siz sıradan çıktıktan sonra meraklı turistlerden biri yanınıza yaklaşıp "Affedersiniz, bu delikten herkes neye/nereye bakıyor?" diye sorarsa şaşırmayın, açıkcası ben "Güzel bir hanımefendi/Yakışıklı bir beyefendi soyunuyor, hepimiz de kuyruğa geçtik ona bakıyoruz" diye bir cevap vermek istedim, ancak tabii ki bunun yerine "San Pietro'nun tepesine bakıyoruz" demekle yetindim. ...  Devamını Okumak için Tıklayınız...
    • Borhetto (Temmuz 2012)  İtalya'nın tamamını gezmiş değilim, ancak yine de Borgetto'nun İtalya'nın en şirin kasabası olduğunu iddia edebilirim...  Devamını Okumak için Tıklayınız...
    • Jesolo'da Üç Gün (Temmuz 2012) Jesolo denizi biraz dalgalıydı, ancak genel olarak boyu geçmeyen su seviyesi sayesinde bu dalgalar eğlenceye dönüşüyordu. Jesolo'nun merkezi biraz Bodrum'u andırıyor. Eğlence mekanları, barlar, restoranlar ve mağazalar en az gece 12'ye kadar açık...   Devamını Okumak için Tıklayınız...


    MONAKO

    • Nice’de Karnaval Coşkusu, Monako’da Asalet (Ağustos 2016) Marsilya’da geçirdiğim yaklaşık 1 aylık sürede Nice’e ve Monako’ya da gitme imkânım oldu. Marsilya’dan Nice’e özel arabayla gitmek en 2 – 2,5 saat sürüyor (198 km), tren 2,5 – 3 saat, keza otobüs de en az 3 saat sürüyor. Biz rahat olacağını düşünerek trenle yolculuk ettik. Tren ara ara sahil şeridinden gidiyor, meşhur film festivalinin yapıldığı Cannes’dan da geçiyor, böylece hoş manzaralarla karşılaşabiliyorsunuz.... Devamı için tıklayınız...


    NORVEÇ


    • Oslo’da Kızak Macerası ve Holmenkollen (Şubat 2015) Oslo’da kaldığımız sürenin büyük bir kısmını Holmenkollen’deki konferansda geçirdik. Bu yazıda sizlere Holmenkollen (ve doğal olarak Oslo) çevresinde yapabileceğiniz kış aktiviteleri hakkında bilgi vermeye çalışacağım. Holmenkollen Oslo’nun merkezine trenle 20-25 dakika mesafede. Bu sayede Oslo’nun merkezinde konaklayıp günübirlik Holmenkollen’e gidip gelebilirsiniz. Tabii yapacağınız aktiviteye göre gidiş noktanız Holmenkollen’den başka... Devamını Okumak içinTıklayınız...

    • Oslo’da Dengede Kalabilmek (Şubat 2015) Ocak aynın başında bir seminer için bir haftalığına Oslo’daydık. Böylece hayatımda ilk defa bu kadar kuzeye gitmiş oldum. Eee haliyle Oslo’dayken pek çok şehir ve ülke de güneyde kalıverdi birden. Mesela hiç Danimarka’yı güneyde bir ülke olarak düşünmemiştim, ya da Londra’nın Toronto’nun, Quebec’in bulunduğumuz yerden güneyde kalması oldukça garipti. En azından bakışaçısı açısından :) Sanıyorum Oslo’ya en depresif zamanlardan birinde.... Devamını Okumak içinTıklayınız...


    PORTEKİZ

    • Masallardan Fırlamış Bir Şehir : Sintra (Mart 2015) 24 Haziran 2010 günü Lizbon’daki son günümüzü, Lizbon’a trenle 45dk uzaklıktaki Sintra’ya ayırdık. İyi ki de ayırmışız, masal şehri gibi bir şehirdi Sintra. Herhalde Portekiz’de de en çok eğlendiğimiz yerdi (zaten bir Lizbon’u görmüştük hehe). Sintra’da görülebilecek belli başlı 3 nokta var. Şehir merkezi, Mouros Kalesi ve Pena Sarayı ve bahçesi. Bahçe dediysem sakın küçük bir şey düşünmeyin, gerçekten kocaman bir “orman”ı var Pena’nın. Öyle... Devamını Okumak içinTıklayınız...

    • Lizbon’a Sabah Uçağı (Mart 2015) ERASMUS günlüklerine Portekiz’in incisi Lizbon ile devam ediyorum. 2010 Haziranında ERASMUS’dan arkadaşlarımla birlikte 6 günlüğüne Lizbon ve Madrid’e gittik. Gezimizin ilk durağı Lizbon’du. Lizbon’da geçirdiğim 3 gün boyunca kendimi adeta evimde gibi hissettim. Bunun önemli sebebi ise Lizbon’un hem coğrafya, hem de insan yapısı olarak Türkiye’yi andırması idi. Şehrin iki yakası arasından geçen boğaz ve köprü adeta İstanbul Boğazı’ndan bir... Devamını Okumak içinTıklayınız...


    SAN MARİNO

    • San Marino'da 3 Saat (Ağustos 2013) Hükümet Konağı Vieste gezimizden Verona'ya dönerken yol üzerinde bulunan San Marino'da öğle yemeği yemeğe karar verdik. Böylelikle San Marino'da yaklaşık olarak 3 saatlik kısa bir tur atmış olduk. San Marino denize kıyısı olmayan, İtalya toprakları içinde kalan ve Titano dağı üzerine kurulmuş, Avrupa'da Vatikan ve Monako'dan sonraki en küçük alana sahip ülke. Titano'ya yaklaşırken Şehir, Titano üzerinde kademe kademe yükseliyor;... Devamını Okumak için Tıklayınız...

    SLOVENYA

    • Adriyatik Kıyısında Şirin Bir Kasaba, Piran (Haziran 2017) Prejama Şatosu, Ljubljana, Bled Gölü ve Vintgar Vadisinden sonra, Trieste’ye dönmeden önceki son durağımız olan Piran’a (İtalyanca: Pirano) geldik. Adriyatik kıyısında bulunan bu şirin kasaba Slovenya’nın en turistik yerlerinden biri, nitekim bunu lokantalarda yükselen fiyatlardan da anlayabiliyorsunuz. Ancak endişelenmeyin, çünkü yine diğer büyük Avrupa şehirlerine kıyasla daha az ödeyip, daha kaliteli ve bol yemek yiyebiliyorsunuz. Piran,... Devamını Okumak için Tıklayınız...
    • Slovenya'nın Kuzeyine Yolculuk: Bled Gölü ile Vintgar Vadisi (Haziran 2017) Slovenya gezimize Bled Gölü ve Vintgar Vadisi ile devam ediyorum. Ljubljana’dangeçirdiğimiz bir günün ardından Trieste’ye dönmeden önce soluğu Slovenya’nın kuzeyinde kalan Bled Gölü’nde aldık. Göle doğru yol alırken... : Ljubljana – Bled Gölü arası arabayla yaklaşık olarak 40 dakika sürüyor. Gölün çevresinde arabayı park edebileceğiniz çeşitli otoparklar var. Bunların çoğu ücretli ancak biz şansa hemen merkez kısımda 1 saate kadar ücretsiz... Devamını Okumak için Tıklayınız...
    • Predjama Şatosu ve Slovenya’nın Şirin Başkenti Ljubljana (Haziran 2017) Bir önceki yazımda bahsettiğim üzere İtalya’nın liman şehri Trieste’ye gerçekleştirdiğimiz üç beş günlük gezinin haftasonu kısmını Slovenya’da değerlendirdik. Trieste zaten Slovenya sınırında, sınırı geçmeniz arabayla 15 dakika sürmüyor. Sonrasında Slovenya’nın neresine gidecekseniz gidin otoyollar üzerinden Ljubljana’ya bağlanacaksınız. Trieste – Ljubljana arası özel arabayla yaklaşık 1 saat sürüyor, ancak sanıyorum 1,5 saatte Trieste’den... Devamını Okumak için Tıklayınız...


    YUNANİSTAN

    • Komşularımızı Ziyaret Edelim: İstanköy/Kos (Eylül 2015) Bu yıl sanıyorum özellikle Yunanistan’daki ekonomik krizin etkisiyle fiyatların düşünmesiyle pek çok insan Türkiye’den Yunan adalarına akın etti. Benim böyle bir amacım yoktu ama denk gelmiş oldu. Yolum Bodrum’dan geçerken “Yahu hep buralardayız, Kos da karşıda, görüyoruz. 45 dakikada feribot geçiyormuş, neden gitmiyoruz ki?” diye sordum kendi kendime. Elbette öyle ha deyince gidilmiyor, vize gerek ne yazık ki. Neyse ki benim oturma iznim... Devamını Okumak içinTıklayınız...