26 Temmuz 2012 Perşembe

Borghetto

26 Temmuz 2012 Perşembe - Hiç yorum yapılmamış


İtalya'nın tamamını gezmiş değilim, ancak yine de Borgetto'nun İtalya'nın en şirin kasabası olduğunu iddia edebilirim. :)

Tren ile ulaşımın çok kolay olmadığı, mümkünse araba ile gidilmesi gereken Borghetto için bir ortaçağ kasabası desek yanlış olmaz. Küçük şelaleciklerle süslü bu yerde dere kıyısında gezinti yapabilir, ya da kasabaya yukarıdan bakan Scaligero Kalesi'ni

19 Temmuz 2012 Perşembe

Jesolo'da 3 gün

19 Temmuz 2012 Perşembe - Hiç yorum yapılmamış

Yazın İtalya'nın kuzeyine yolunuz düştüyse, hele de Venedik taraflarına, Adriyatik Denizi'nin serin sularında rahatlamak için Jesolo'yu seçebilirsiniz.

Bu küçük belde de pek çok kamp alanı ve otel bulunuyor. Sezona göre değişmekle birlikte her bütçeye uygun yer olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Ancak Jesolo gecelerine dikkat etmekte fayda var; çünkü her ne kadar gündüzleri hava oldukça sıcak olsa da, gece

9 Temmuz 2012 Pazartesi

Bilim Gecesi

9 Temmuz 2012 Pazartesi - Hiç yorum yapılmamış





Bu yıl 9uncusu gerçekleşen Bilim Gecesine ilk defa katılma şansı elde ettim. Bilim gecesi, her ne kadar 2000 yılından itibaren gerçekleştirilen bir aktivite olsa da sonuncusu 2010'da yapılmış. Açıkçası alana giderken bu kadar eğlenceli bir aktivite ile karşılaşmayı beklemiyordum, daha çok sadece çocuklara

7 Temmuz 2012 Cumartesi



İstesem tutturamazdım bu kadar çeşitliliği. Bir insanın evinde her türden fiş/priz kombinasyonu olabilir mi? Biz de var ne yazık ki.

İsviçre sınırında, Fransa bölgesinde oturup elektronik eşyaların bir kısmı da Türkiye ve İtalya'dan gelince böyle oluyor.

Açıkçası ne yalan söyleyeyim, ERASMUS'la İsviçre'ye gelmeden önce  Amerika gibi uzak kıtalar dışında elektronik eşyalarla ilgili bir problemimiz

5 Temmuz 2012 Perşembe




Öyle pek sos isimlerini, çeşitleri bilen biri değilimdir. Geçen gün tesadüfen Café de Paris sosuyla ilgili bir bilgiye denk geldim, sizlerle de paylaşmak istedim.

İstanbuldayken ara ara çeşitli restoranlarda, kafelerde hep denk gelirdim bu sosa. Ancak üzerine "işte Paris'den çıkma bir sos" diye düşünmekten başka birşey yapmamıştım. Meğerse kendisinin Paris'le, hatta Fransa ile bile ilgilisi yokmuş.

Bu sosa ismini veren "Café de Paris" restoranı Cenevre'de

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Buaralardan yayın yapıyorum diye İstanbul üzerine yazmayacak değilim, değil mi? Bu sefer İstanbul'un tılsımlı sütunları hakkında birşeyler paylaşmaya çalışacağım.

Bu sütunlar hakkında genel olarak internette araştırma yaptığımız zaman sadece 15 tılsım karşımıza çıkıyor. Oysa Evliya Çelebi Seyahatnâme'sinde 17 tılsımlı sütundan bahsetmekte.


Bizans imparatorları İstanbul'u istilalardan, kötülüklerden, salgın hastalıklardan korumak için farklı dönemlerde farklı noktalara tam 15 anıt dikmiş. Tılsımlı olduğu düşünülen anıtların her birinin ayrı hikayesi var. Efsanelerin anlattığına göre hepsi de bulunduğu yerleri korumuş.

Evliya Çelebi'nin Seyahatnâme'sinin 1.Cilt-1.Kitabının (YKY yayınlarına göre) altıncı bölümünde de bu sütunlardan 17 tane olarak bahsedilir. "İstanbul'un içinde ve dışında olan acayip ve garip tılsımları bildirir" başlığı altında 17 adet tılsımlı sütunun hikayesi anlatılır.

Evliya Çelebi, bu sütunları anlatmaya şöyle başlar:

"Önce Madyan oğlu Yanko devrinde ve Vezendon Kral devrinde Kostantin devletinde İstanbul o kadar şen ve bakımlı olup insan deryası oldukta yedi iklimden usta mimar ve mühendisler, cereskal ilminde yetkin ustalar, öğretici kâhinler, yıldızlar ilminde kâmiller, kaf ilminde üstadlar her ülkeden İstanbul'a toplanıp bilgi ve becerilerini göstermek için Konstantin'e