arena etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arena etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Eylül 2015 Pazartesi

Verona yazımı kaleme aldıktan sonra aklıma Verona’nın Arena’sında gittiğimiz opera geldi. Sanırım tarihi doku içerisinde yaşadığım ilk gerçek opera deneyimi bu oldu.

Gittiğimiz opera Carmen idi. Oldukça hoş olmasına rağmen yaklaşık 4,5 saat sürüyordu ve itiraf etmeliyim ki, bunaltıcı bir yaz akşamında gittiğimizden, taşta oturmaktan bir taraflarımız yamyassı olduğundan operanın sonunu getiremeden çıkmak zorunda kaldık.

Tabii bu biraz hızlı geçiş oldu. En iyisi ben baştan güzel güzel anlatayım :) 

17 Eylül 2015 Perşembe


Nasıl olmuş da Verona yazımı hazırladığım halde yayımlamak için bir köşede unutup gitmişim anlamadım. Geç olsun güç olmasın diyeyim ve Verona hakkında yazdıklarımı paylaşayım :)

Verona, İtalya’nın kuzeyinde bulunan mütevazı bir şehir. Aslında pek çoklarının bildiği üzere şehrin ismi pek çok kez Romeo ve Juliet ile anılır; çünkü Shekspeare’in Romeo ve Juliet’i Verona’da geçer. Her ne kadar hikâyedeki karakterler geçeğe dayansa da, günümüzde Juliet’in balkonu diye gösterilen evin kimin evi olduğu belli değildir, yani mekânlar gerçek sayılmaz.

Verona, ERASMUS maceram boyunca görme şansı elde ettiğim ve bayağı hoşuma giden şehirlerin başında geliyor. Her ne kadar küçük olsa da, gerek mimari, gerekse kültürel açıdan oldukça zengin bir şehir. Zaten İtalyan mimarisi beni başlı başına etkileyen bir tür oldu. İtalya’ya gelmeden önce sürekli düşünüp dururdum; “Ne var ki İtalya’da millet öve öve bitiremiyor.” diye. Meğer gelip görmek lazımmış.

14 Eylül 2015 Pazartesi

Lizbonyazımda da belirttiğim üzere, Lizbon’dansonraki durağımız Madrid olmuştu. Lizbon’danyaklaşık olarak 1saat uçuş mesafesinde olan Madrid’e varmak kolay oldu.

İlk gün için yapabileceğimiz fazla bir şey yoktu. Otelimizi bulup, çevrede biraz tur attık. Ulaşım sistemini kavramaya çalıştık. Madrid’in metro sistemi gerçekten de çok gelişmiş. Hemen her köşeye metro ile anında varmak mümkün; tabii ki grev yoksa (Yazımın sonunda bu imalı cümleyi neden sarf ettiğimi anlayacaksınız).

Otelimiz oldukça ucuz bir otel olmasına karşın temizdi. Her oda da vantilatör vardı. Zaten siz siz olun, hele ki yazın gidiyorsanız İspanya’ya, kalacağınız odada klimadır, vantilatördür bir şey var mı mutlaka kontrol edin. Sonra bunalabilirsiniz. 


Otelimiz şehrin göbeğinde bulunmasına rağmen otelin sokağına girince gözlerime inanamadım. En başta “ben yanlış düşünüyorumdur kadınlar hakkında”, diye suçu kendime atsam da, çok geçmeden sokakta bekleyen kadınların gerçekten de hayat kadınları olduğu ortaya çıktı. “Zaten otelin ucuz olmasından anlamıştım ben” diye düşünürken, yaptığımız kısa şehir turunda gördüm ki, her köşe başında bir hayat kadını mutlaka bekliyordu. Benim bildiğim bu işlerin de bir adabı olurdu; yani bir sokak bellenir, herkes orayı bilir, isteyen gider türünden; fakat İspanya’da gayet rahatlar diye düsünülebilir. Gerçi bu olayın rahatlıktan çok ekonomik krizin bir getirisi olduğunu dillendirenler de gördüm.