kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mart 2024 Perşembe

Harita Üzerinde Balonla Beş Hafta

14 Mart 2024 Perşembe - 4 yorum


Sonunda klavyenin başına geçip bir şeyler karalayabiliyorum. Sonunda diyorum çünkü üç yıldır yeni yazı eklememişim bloga. Aslında yazacak çok şey birikti ama benim de zamanım azaldı sanırım. O yüzden şimdilik uzun zamandır aklımda olan ve okurlarla paylaşmak istediğim kısa bir yazıyla dönüş yapmaya çalışacağım.

2021 Mayıs'ında İş Bankası Kültür Yayınları için yaptığım ilk çevirim Balonla Beş Hafta yayımlandı. O günden bugüne 5 baskı yapan bu 320 sayfalık kitap Jules Verne'nin yayımlanan ilk kitabı. 1863 yılında basılıyor ve böylece Hetzel'in 68 kitaplık "Voyages extraordinaires" (olağanüstü yolculuklar) dizisi de başlamış oluyor.

İş Kültür'den çıkan çevirimi incelemek için bağlantı.

Hetzel'in bastığı bu kitapların kapakları epey hoşmuş. Ancak Jules Verne kitapları günümüzde bu kapaklarla basılmıyor. Yine de Balonla Beş Hafta'nın Fransızcasını edinirken Hetzel'in asıl kapaklarından yola çıkılarak basılan bir versiyonunu bulunca hemen satın aldım (çevirilerimin özgün baskılarını da kitaplığımda bulundurmak âdetim). 


Jules Verne çevirmek benim için epey keyifli bir yolculuktu (tamam, Balonla Beş Hafta'nın ilk 80-100 sayfasındaki teknik sözcüklerin beni de zorladığını itiraf etmeliyim).

Sanırım Balonla Beş Hafta'nın günümüzde en çok eleştirilen yanlarından birisi sömürgeci Batı yaklaşımıyla yazılmış olması. Bunu görmek insanı en başta şaşırtsa da ben Jules Verne'nin biraz da eleştirmek adına bunları yazdığı hissine kapıldım. Özellikle bazı noktalarda örneğin yerliler savaşırken "Biz de üzerimizde üniformalarla birbirimizi katlediyoruz, ne fark ediyor," yazması ya da "yakında Batı'da yetiştirecek bir şey kalmayacak, toprakları mahvediyoruz, ama Afrika bizi geçecek," benzeri söylemler kullanması en azından bazı noktalarda bana alttan alta eleştiri yapıyormuş izlenimi vermişti.

Gelelim bu yazıyı paylaşma amacıma. Verne'in diğer kitaplarında olduğu üzere Balonla Beş Hafta'da da karakterlerimiz epey dolaşıyorlar. Çoğu da pek aşina olmadığımız noktalar. Çeviri yaparken hem yanlış çevirmediğimden emin olmak (çünkü bazı yer adları günümüzde değişiklik göstermiş) hem de nerelerden geçtiklerini merak ettiğimden bir harita üzerinde işaretleme yapmıştım. Şimdi bu haritayı da benim gibi meraklı okurlarla paylaşmaya karar verdim. Elbette haritaya bakarsanız sürprizbozan yaşayabilirsiniz çünkü yolculuğun nerede başlayıp nerede sonlandığını hemencecik göreceksiniz. O yüzden haritayı bu sayfaya eklemektense bağlantısını vereceğim.Kitabı okuduktan sonra ya da sürprizbozanla ilgilenmiyorsanız şimdiden rotayı inceleyebilmeniz için harita bağlantısı burada. Umarım işinize yarar :) 

Haritayla ya da kitapla ilgili yorumlarınızı da aşağıya bırakabilirsiniz. Herkese iyi okumalar!


8 Şubat 2017 Çarşamba

Bugün sizlere İthaki Yayınları’ndan yayımlanan son çevirim “Horla ve Karanlık Öyküler”den bahsetmek istiyorum (diğer çevirilerim için şu sayfalara göz gezdirebilirsiniz: Candide ve Micromegas, Küçük Prens, Maymunlar Gezegeni).

Guy de Maupassant veya Fransız edebiyatı deyince aklınızda “gerilim” teması ne kadar canlanıyor bilemiyorum, ancak Maupassant’ın özenle seçilmiş öykülerden oluşan “Horla ve Karanlık Öyküler” kitabına bir göz atarsanız sanırım hem aklınızdaki Maupassant, hem de Fransız edebiyatı kavramları şekil değiştirecek.

Aslında çoğumuz Maupassant’a Türkçe edebiyat derslerimizden de aşinayız. Kendisi “olay hikâyesi” temasının başkarakteri oluyor. Bu tarz öyküleri yaygınlaştırdığı için olay hikâyelerine “Maupassant Tarzı Hikâye” de deniyor. İşin pek bilmediğimiz kısmı ise kendisinin yazdığı bu olay hikâyelerinin illa basit ve sıradan olayları anlatmadığı, yeri gelince gayet de tüyleri diken diken edebildiği. Maupassant’ın hakkında pek bilinmeyen bir diğer gerçek ise hayatının sonlarına doğru fazlasıyla delirdiği, intihara kalkıştığı ve hayata gözlerini bir akıl hastanesinde yumduğudur. Hatta delirmeye başladığı yıllarda yazdığı öykülerin bir kısmını gerçekten yaşadığına inandığı söylenir.

Maupassant yaklaşık 43 yıllık hayatına 6 roman, 5 tiyatro oyunu, 4 seyahat hikâyeleri kitabı ve yaklaşık 1000 öykü/novella/köşe yazısı sığdırmıştır. Yaklaşık 10 yıl boyunca “Le Gaulois” ve “Gil Blas” gazetelerinde her hafta bir yazısı yayımlandığı düşünülerek 1000 öyküye ulaşılmaktadır.

5 Şubat 2015 Perşembe

Küçük Prens’in Ardından...

5 Şubat 2015 Perşembe - 4 yorum

Küçük Prens’i elime ilk aldığımda ilkokuldaydım. Daha yeni yeni okumayı söktüğümden pek de farkına varamamıştım yazarın söylemek istediklerinin; ancak Küçük Prens’in güzelliğinin buradan geldiğine inanıyorum. İnsanın her yaşında farklı anlamlar çıkartabileceği bir eser bu. Belki de bu yüzden bu özel kitabı çevirmek bir o kadar zor ama çok da değerli. Pek çok altmetnin getirdiği zenginliği hedef metne aktarabilmek ve okuyucuya da anlatabilmek, Saint-Exupéry’i onlara da ulaştırabilmek en büyük amaç.

Küçük Prens dünyada en çok okunan (belki de satılan demeliyiz) ilk üç kitap arasındaymış (ilk sırada dini kitaplar yer alıyor). Ben küçükken de bu kadar popüler miydi, tam olarak hatırlamıyorum. Günümüzde popülerliğinin yanı sıra bir idol haline gelmiş halde Küçük Prens. 7’den 70’e herkesin bildiği, hemen herkesin evinde kitabının yanı sıra Küçük Prens baskılı herhangi bir nesnenin (kutu, bardak, tişört vs.) de yer almasına sebep olan bir karakter o.

21 Ekim 2014 Salı

Bu yazımda sizlerle İthaki Yayınları’ndan çıkan Candide ve Micromégas çevirimden bahsetmek istiyorum. Aslında reklam yapmak adetim değildir, ancak blogumun da içeriğiyle gayet uyumlu bir çeviri olduğundan sizlerle de paylaşmak istedim. Voltaire’in hayatına kısa bir bakış yaptığım kısmı ise yazının sonuna doğru bulabilirsiniz.

Voltaire’in Candide’i çevirmek için elime ilk geçtiğinde bunun bir tesadüften daha fazlası olduğunu düşünmeye başlamıştım. Tıpkı Voltaire’in Candide’i Cenevre ve Ferney’de kaleme almaya başlaması gibi, ben de Candide’i Ferney’de çevirdim. Buna ek olarak, lisedeyken bir tam  yılı Candide’le geçirdiğimizden, o zamanlar Micromégas’ı ne zorluklarla okuduğumdan bahsetmeyeceğim bile.

Peki Voltaire’in yolu nasıl olmuştu da Ferney’e, ya da o zaman ki ismiyle Fernex’e düşmüştü?