13 Nisan 2014 Pazar


Mart ayında bir haftalığına İsviçre’nin Luzern şehrinin yakınlarındaki Engelberg kasabasındaydık. Üniversitenin düzenlediği bir aktivite dolayısıyla bölgede bulunduğumuzdan bu kadar gelmişken eh artık ben de bir kayak işine elimi sokayım dedim. Gerçi sonra biraz pişman olmadım değil.

Engelberg’deki ilk günümüzde hava bayağı kapalı olduğundan vaktimizi otelde geçirdik. Zaten kasabaya vardığımızda saat 4’e geliyordu. Cenevre’den Engelberg’e yolculuğumuz trenle yaklaşık olarak 3,5 saat sürdü.



Kaldığımız otelın odaları pek genişti ve modern döneşenmişti

Ancak bu kadar modernliğe rağmen internet bağlanıtısı inanılmaz yavaştı ve hatta çalışmadığı zamanlar bile oluyordu
Öte yandan WC/Banyo kısmının dekorasyonu ve kullanışlılığı üzerine biraz daha düşünseler daha iyi olacakmış. En başta çok sempatik gelse de bizim gibi eşli kalmayan arkadaşlarımız (hatta 3 kişilik odada kalanlar vardı) için bu tarz bir düzen pek hayırlı değil. Bir kere WC ve duş kapısı aynı, artık ne tarafa sürerseniz o taraf kapanıyor. İkinci olarak sürgülü kapının üzerinde gördüğünüz çiçek deseni oyulmuş halde, tesadüfen içine bakarsanız kapnın arkasındaki vatandaşı uygunsuz pozisyonda görmeniz içler acısı. Öte yandan kapı da sonuna kadar kapanmıyor zaten, tesadüfen odaya giren biri bile kafasını girince sola çevirse (bkz. ikinci fotoğraf, orada görmekte olduğunuz lavabonun yaslı olduğu duvarın arka kısmı da boş) direkt sizi tuvaletteyken görebilir. Dahası da var, ola ki duştayken ışığı yakarsanız, yatak tarafında oturan biri sizi yeşil plastik duvarın arkasından seçebiliyor. Aslında oldukça eğlenceli bir otel, değil mi? :p 
Bu da otelin bar kısmından bir görünüş.
Neyse ki odamızın penceresinden manzara güzeldi
İkinci günümüzde de hava her zamanki gibi kapalıydı. Üstüne bir de lapa lapa kar yağıyordu. Ancak bu sefer otelde durmadık. Öncelikle daha önce hiç kaymamış ya da iki üç saatten daha fazla kayak deneyimi olmayan 5-6 arkadaşla birlikte bölgedeki kayakokuluna gidip ertesi gün için 3 saatlik bir kayak dersi almak istediğimizi söyledik ve kaydımız yaptırdık. Fiyatlar tabii ki tuzlu. 3 saatlik bir ders 7 kişi 350chf civarında. 3 kişi de olsanız 7 kişi de olsanız 350chf ödüyorsunuz, yani ne kadar çok insan o kadar az ödeme demek. Tabii bu fiyata günlük skipass (yeni başlayanlar için olan pistlere girmek için fiyat 28chf, profesyonel için 45chf civarıydı günlük) ve ekipman dahil değil. Ekipmanı çevrede bulunan spor malzeme satan dükkanlardan temin edebilirsiniz. Eğer hiçbir şeyiniz yoksa kayak, kayak botları, sopa ve kask için günlük ortalama 60chf’yi gözden çıkarmanız gerekiyor. Neyse ki ben buradaki bir tanıdıktan ödünç almıştım da bot dışında başka birşey kiralamama gerek kalmadı.

Kursa kaydımızı yaptırdıktan sonra süpermarketten birer sandivç alıp kasabayı turlamaya başladık. Etrafta görebilecek fazla birşey yok. Dilerseniz manastırı gezebiliyormuşsunuz, ancak biz girmedik. Giriş paralı. Onun yerine lapa lapa yağan karın altında bir süre yürüdük, yakınlardaki donmuş gölü ziyaret ettik.




Lapa lapa karda giden trencik
Kısa turumuzun ardından kendimizi havuza attık. Bölgedeki otellerde genellikle havuz yok, ancak kasabanın halk havuzuna gidebilirsiniz. Giriş 6 chf idi sanırım. Su oldukça sıcak, genellikle havuzda çocuklar var ancak sıcacık havuzdayken dışarıda yağan lapa lapa karı seyretmek oldukça keyifliydi.

Sonraki gün rezervasyon yaptırdığımız üzere kayakokuluna gittik. 

Teleferikle ilk kademeye çıktıktan sonra kayak okulunun pistine ulaşmak için minibüse binmek gerekiyor.
En başta herşey çok iyiydi. Yavaş yavaş çeşitli alıştırmalar yapıyorduk kaymak üzerine. Fakat daha başlayalı yarım saat olmamıştı ki hocamız olan adam hem hızlandı, hem de sadece yeteneği olanlarla ilgilenmeye başladı. Üstüne üstlük bir de düşüp duranları Almanca olarak azarlamaya başladı. Azarlananlardan biri olarak açıkcası bu durum tüm hevesimi kırdı. Almanca bilen arkadaşlarımızdan biri bir kaç defa hocayı uyarıp nazik olmasını istedi, ancak bir kaç dakikalık nezaketten sonra adam tekrar kabalaşıyordu. 2 saatlik dersten sonra 10 dakika ara verildi. Buarada hoca yardım etmediği için, sağa sola da nasıl döneceğimi anlayamadığım için ben gidip bir tepenin ucundaki kar yığınına saplanmıştım. Zaten benim kayakları çıkartıp, kendimi kardan kurtarmam ve mola yerine dönmem 10 dakika sürmüştü. Bir de üstüne “neredeydiniz?!” diye azarlanınca (ki kendisi bizi bırakıp gitmişti, alt tarafı 7 kişiydik hiç kimseyle ilgilenmedi neyse) artık dayanamadım ve ben ve eşim dersi terk etmeye karar verdik. Bir arkadaşımız daha bize katıldı ve olay mahalinden ayrıldık. 

Teleferikle Engelberg'e geri dönerken
Bu arada bir parantez açmak lazım. Eğer kaymayı biliyorsanız Engelberg’in pistleri oldukça meşhurmuş. Bir kere tepeye çıktıktan sonra 3-4 saat boyunca tekrar teleferiğe binmek zorunda kalmadan kaymanız mümkünmüş. Zaten bölgede her seviyeden pek çok pist bulunuyor.

Bu da bölgenin pist haritası ( Kaynak)
Ertesi gün ilk iş gidip kayak okuluyla konuştuk. 7 kişilik grupta birimiz dışında hiçkimse hocadan memnun kalmamıştı. Kursun müdürü öyleden sonra geleceği için günümüz onu beklemekle geçti, ancak sonunda şikayetimiz haklı bulundu ve müdür dersin parasını bize geri ödedi. Tabii öncelikle başka bir hoca ile başka bir ders önerdiler. Ancak özellikle ben kesinlikle bir daha kayak yapmak istemediğimi söyleyince bayağı ikna oldular. Gerçekten de bir daha kolay kolay kayabilceğimi düşünmüyordum. Herneyse.

Ancak beşinci günümüzde soluğa yine pistte aldık. Bu sefer gerçekten de başlangıç seviyesindekiler için olan bir pistteydik. Brunni diye geçiyor pistin ismi, teleferiğe falan binmenize gerek yok direkt kasaba seviyesinde ve dileyenler için yürüme bantları vasıtasıyla belli bir seviyeye kadar çıkıp inmek mümkün. Herhalde bir 4 saat geçirdik bu pistte. Aslında gitmeye hiç niyetim yoktu ancak eşimin ısrarlarına dayanamadım. Onun da yardımıyla bir çok kez kaydıktan sonra pisti terk etmemize yakın artık ‘kayma’ hissine alışmıştım; çünkü hem ders sırasında, hem de bu ikinci pistte kaymaya başlayınca kendimi durduruyordum otomatik olarak.

Brunni

Brunni

Sizi belli bir noktaya kadar yukarı taşıyan yürüme bandı, ya da diğer bir ismiyle Magic Carpet :)

Pistten çevre dağlar
Son günümüzü ise Titlis’in tepesine çıkarak geçirdik. Yukarı çıkmak hakikaten çok pahalı. Özellikle de demi-tarif denilen ulaşım kartına sahip değilseniz yaklaşık 85chf ödemeniz gerekiyor yukarı çıkabilmek için. Yukarı çıkmak, gezinmek ve aşağı geri dönmek için rahat 4 saate ihtiyacınız olacak. Peki bu paraya değiyor mu? Açıkcası bizde demi-tarif olduğu için yarı fiyatını ödedik, o yüzden 85 kadar koymadı etki olarak :p Ancak yukarıda hakikaten harikulade bir manzara var ve bizim şansımıza da çıktığımız gün hava muhteşemdi. Nereyse tek bir bulut yoktu, sis hiç yoktu ve İtalya’ya kadar Alpleri görmek mümkündü.

En tepeden manzara
En tepeden manzara
Titlis Dağı’nın yüksekliği 3238 metre, teleferik ve azıcık yürüyüşle çıkabileceğiniz son nokta ise sanıyorum 3050 metre. Engelberg’in 1000metre’de olduğu düşünülürse 3 ayrı teleferik vasıtasıyla 2000 metre yükseleceksiniz.Engelberg’den bineceğiniz birinci teleferikle Gerschnialp (1262 m.)’den geçip Trübsee (1796 m.)’de ineceksiniz. İkinci teleferik vasıtasıyla Stand (2428 m.)’a çıkacak, oradan da 360 derece dönen Titlis teleferiği ile Klein Titlis (3028 m.) noktasına çıkacaksınız.

Trübsee durağına vardığımızda karşılaştık Türk bayraklı kabinle :) 

Stand'a doğru yol alırken

Stand durağı aşağıda bir yerlerde kalmış, gözükmüyor neredeyse :) 
Titlis teleferiğindeyken altınızdan kayarak geçen insanları neredeyse nokta şeklinde görebiliyorsunuz.
Bir kaç dakika önce biz de bu 360 derece dönen Titlis teleferiğindeydik.

Eğer teleferikten Trübsee'de inerseniz yapay iglo otel/barıyla karşılaşabilirsiniz.
Bu da iglonun kapılarından biri
Trübsee durağındayken Stand'a doğru yol almakta olan bir teleferiğin fotoğrafı

Trübsee'de yapacak oldukça çok aktıvıte var, pek çok yürüyüş parkuru bulunuyor. Kayak yapmak isteyenler içinse dağlar tepeler aşan uzun bir telesiyej mevcut
Trübsee'den Gerschnialp'e doğru neredeyse 90 derecelik bir açıyla asansördeymişcesine gibi sallana sallana inerken
Trübsee - Gerschnialp teleferiğindeyken kayakokuluyla geldiğimiz pistin üstünden geçtik. 
Gerschnialp durağına yaklaşırken, Trübsee'ye dönülüp çekişmiş bir kare. Karşıdaki beyazlıkların içinde bir yerlerdeydi Trübsee :) 
Gerschnialp'den inişe geçilmişken Engelberg'e bakış 
Peki yukarıda ne yapabilirsiniz? Öncelikle manzaranın keyfini çıkartabilirsiniz, dilerseniz güneşlebilir, birşeyler yiyebilirsiniz.

Stand'da güneşlenen ahali
Buzul mağarasını (Glacier Cave) ziyaret edebilirsiniz. Biz gittiğimizde ne yazık ki restorasyon halindeydi, ancak ufak bir bölümünü görebildik, yine de güzeldi.




Buz kalıplarını da böyle oluşuruyorlarmış duvar örmek için
Buzulların üzerinden ufak bir tur yapabilirsiniz. Bunun için kayakçıları taşıyan telesiyeje binmeniz gerekiyor.
Bineceğiniz telesiyej, Ice Flayer
Karların altına saklanmış bir buzulcuk
Telesiyej ile aşağı doğru süzülürken
Aşağı vardığınızda telesiyejden inmek durumundasınız, inince bulunduğunuz noktadan da güzel fotoğraflar elde edebilirsiniz
Ve tekrar telesiyejle, bu sefer yukarı doğru giderken

Ve tabii ki Avrupa’nın en yüksekte bulunan asma köprüsünden geçebilirsiniz (Titlis Cliff Walk). Köprünün 3000 metre’de asılı olduğu doğru, fakat yukarıdan aşağı kadar en fazla 2000 metrelik bir boşluğa bakıyorsunuz. Uzunluğu 98 metre, genişliği ise yaklaşık olarak 1 metre olan köprü 2012 yılında inşaa edilmiş. Köprünün ortasında ise bir fotoğraf makinası mevcut. Böylece dilerseniz fotoğrafınızı çekmeniz ve sonra da bastırmanız mümkün.





Titlisin tepesinde gerçekten de hoş bir gezinti geçirmiş olduk.

Ve en son günümüzde karlar artık çözülmeye başlamıştı. Yine kasabada ufak bir tur arttık. Bu sefer yürüyüş parkurlarından birini takip ettik.  

Engelberg mükemmel bir mimariye sahip olmasa bile ara ara hoş evler karşınıza çıkmıyor değil
Şiddetli rüzgar tepelerdeki karları kaldırmış

Brunni karsız kalmış. Büyük ihtimalle var olan karı da suni olarak dökmüşler, yoksa sadece pist kısmında bu kadar kar kalması biraz ilginç
Küçük yürüyüşümüz sırasında peşimize takılan kedicikler
Söylemeden geçmeyeyim, akıllı telefonları olanlar için Engelberg’de bulunduğunuz sürece telefonunuza Engelberg uygulamasını yükleyebilir, böylelikle hava durumundan ve çevredeki etkinliklerden haberdar olabilir, pist bilgilerine ve haritalarına kolayca ulaşabilirsiniz.

İyi eğlenceler :)
Nasıl Buldunuz?

1 yorum:

  1. Kayak tatiliniz için en iyi merkezleri pistleri tesisleri en ucuz ücrete bulabileceğiniz tatil adresi
    http://www.kayak-merkezleri.com

    YanıtlaSil