24 Temmuz 2014 Perşembe


Cumartesi günü, ayağımıza kadar gelen fırsatı tepmeyelim diyerekten bir dizi konser için (Guitare En Scene), hemen Cenevre sınırında bulunan Saint-Julien-En-Genevoise’a gittik.


Saat 18’de ilk konser başlayacağından 17:30 gibi içeri girmiştik. Zaten ne bir kuyruk vardı, ne de içerisi kalabalıktı. Arabayı bile hemen yakına rahatça park edebilmiştik. Genelde hep zor konserlere denk geldiğimizden olsa gerek bu durum bizi birazcık şaşırttı. Bilet fiyatları da diğer konserlere nazaran, en azından öğrenci bileti alınca oldukça ekonomikti (tam 55, öğrenci 20euro idi). Eh, ben de öğrenciliğin son demlerini yaşayan biri olarak bu durumu kaçırmayayım dedim. 

Konser alanı oldukça düzenliydi, yiyecek ve içecekler türlü şeyi bulmak mümkündü. Elbette çok ucuz olmasalar da en azından fahiş fiyatlara satılmıyordu hiçbir şey. İşin tek kötü yanı alışveriş yapmak için istediğiniz para karşılığı kupon satın almaktı. Sanıyorum fazla kuyruğun önüne geçmek için yapmışlar bu düzenlemeyi, oldukça da etkiliydi kuyruk konusunda, ancak sorun eğer elinizde fazla kupon artarsa paranızı geri alamayacağınız gerçeğiydi. Neyse ki tüm hesap kitabımızı yapıp öyle para bozdurduk da herhangi bi bozguna uğramamış olduk :)


Lokanta-Otobüs bile vardı :)
Konser alanında biri açık biri kapalı olmak üzere iki sahne vardı. Ancak asla aynı anda iki sahnede birden performans olmuyordu. Genel olarak bir o, bir diğer sahne şeklinde sıralamışlardı grupları. Sanıyorum böylelikle ses düzeniyle ilgili problemlerin önüne geçiliyor, zaman kazanılıyordu. İyi düşünmüşler bence. Kapalı olan sahne kısmında ayrıca oturacak alan da mevcuttu. Sahneye çok uzak olmayan bu sandalyelerden stadyum vari bir hava da konser izlemek oldukça rahat geldi bize.

Daha küçèk olan açık sahne
İlk konser İsviçreli rock grubu Dirty Sound Magnet’indi. Adını ilk defa duymuştuk, ancak oldukça güzel bir performans sergilediler. Böylelikle bir saat sahnede kalarak iyi bir açılış yapmış oldular.

Dirty Sound Magnet

Dirty Sound Magnet

İlk konseri ayakta geçirdikten sonra ikinci konserin sahibi olan Alman heavy metal U.D.O grubunu izlemek üzere kapalı sahnedeki sandalyelere yöneldik. Saat itibariyle henüz etraf kalabalıklaşmamış olduğundan yer bulmak konusunda hiçbir sıkıntı çekmedik. U.D.O da sahnede bir saat kaldı. 



U.D.O.


Saat 20:45’de sahne alacak olan Avustralyalı hard rock grubu Airbourne’den önce karnımızı doyurmak üzere yemek stantlarına yöneldik. Ancak özellikle Airbourne için gelen büyük bir kitle çevreyi çoktan doldurmuş, biraz kuyruk oluşmuştu. Nitekim sandviçlerimizi alıp sahneye yöneldiğimizde her yerin tıka basa olmuş olduğunu gördük. Yine de hâlâ çevredeki çimenlik alanda yer vardı, biz de çimenlerin üzerine kurulup hem rahat rahat konseri dinledik ve izledik, hem de karnımızı doyurduk.

Dışarıdan hiç de kötü değildi açımız.
Dışarıdan hiç de kötü değildi açımız.
Bir ara Airbourne'ün gitaristi izleyicilerin arasına karıştı. 
Airbourne


Dördüncü  grup, yine İsviçre’den olan hard rock grubu Sideburn idi. Kendilerini pek izleme şansımız olamadı çevredeki kalabalık sağ olsun, o yüzden biz de gidip içecek bir şeyler alarak zamanımızı geçirdik. Sideburn konserinin sonlarına doğru da diğer sahneye yönelip Steve Vai konseri için yerimizi almaya gittik. 

Amerikalı gitar virtüözü Vai’yi izlemek ise tam bir zevkti. Nitekim konsere de sırf onun için gelmiştik, ancak diğer gruplardan da oldukça memnun kaldık. Vai yaklaşık olarak 2 saat sahnede kaldı. Ara ara bizimle sohbet etti (örneğin bu konserinin 2 yıllık bir konser zincirinin son halkası olduğunu, stüdyoya gireceği için en az 2 yıl sahnelerde olmayacağını söyledi), sık sık gitar değiştirdi ve bazı bazı robot kostümü giyip sahneye çıktı. Kısacası bize oldukça eğlenceli 2 saat yaşattı.

Steve Vai
Steve Vai
Steve Vai
Steve Vai
Steve Vai
Steve Vai




Gecenin son konseri ise İngiliz blues rock grubu Eric Sardinas & Big Motor’undu. Onları da bi’ 15-20 dakika kadar dinledikten sonra konserlerini sonlandıramadan biz evin yolunu tuttuk.

Eric Sardinas & Big Motor
Konser alanında en çok hoşuma giden şeylerden biri insanların küçük bile olsa çocuklarını yanlarına alıp konserleri izlemeye gelmiş olmalarıydı. Steve Vai’nin konseri gece 1’de bittiğinde etrafta sarhoş olup kusan tipler görmektense, çocuklu aileler görmek beni daha çok mutlu etti. Konser alanından bahsetmişken söylemeden geçmeyeyim tuvaletler de oldukça temizdi. Hatta taşınabilir olmalarına rağmen ara ara alaturkaların da olması beni mutlu etti.

Kısacası Cenevre sınırında, fakat Fransa’da, hem sakin hem hareketli hoş bir gece geçirmiş olduk. Böylesi zevki konserlerde tekrar görüşmek üzere.
Nasıl Buldunuz?

0 yorum:

Yorum Gönder